E-ticaret sayfa içi bağlantı çıkış teknikleri


E-ticaret yazılımları ve bu yazılımları kullanan siz değerli okuyucularımız için hazırladığımız bu makalemizde, sizlere e-ticaret sistemlerindeki fazla bağlantı çıkış sayılarına işaret ederek, bunun Google ‘ın temiz tarama tekniği kapsamı dışında olduğunu ve ilgili urle tespitini yapma aşamasında zorluk çekmesinden bahsederek, buna bağlı olarak hedef kelimelerinin işaret kabiliyetinin neden kaybdettiğinden bahsedeceğiz.

Google Arama Kalitesi ekibi tarafından yayınlanan bir makalede ana sayfadan yapılan 100 üzeri bağlantı çıkışlarında arama kalitesinin düştüğünden bahsedilmekte, burada değinilmeyen şey ise şu, eğer ana sayfanızdan çıkan bağlantı sayısı 100 ise alt sayfalardan çıkış yapılan sayı bundan daha az olmalıdır. Bunun belli bir oranı yoktur; fakat bize göre kategori alt bağlantısından yapılan çıkış sayısı bunun yarısı, ürün sayfalarında yapılan çıkış sayısı ise bu sayının en fazla %30 u kadar olmalıdır. Bu oranlar bizim belirlediğimiz oranlardır. Bunun dışında kategori sayfalarında yapılan 100 den fazla marka çıkışı sizin hedef kelimenize verdiğiniz önemi de azaltmaktadır. Peki neden? Çünkü hedef kelimenize ait sayfanıza bir çalışma yapıyorsanız ve bu sayfaya ait marka bağlantılarının, birden çok kategori sayfasının altında listelenmesi, hedef kelimenizde sonuç alma konusunda sizi zorlayabilir. Bununla ilgili önemli bağlantı tanımlamalarının tag olarak belirlendiğini Google ‘da bu sayfalara gereksiz olarak konumlandırılan bu marka bağlantılarına hiç gerek yoktur. Marka bağlantılarınızı, ilgili ürüne ait sayfalarda etiket olarak belirlerseniz bu sizin işaretçiniz olacaktır.



Google arama motoru, sayfalarınızı Ana sayfa üzerinden taramaya başlar ve bu şu şekilde devam eder. Ana sayfanızda bulunan 100 urlyi ziyaret eder ve bu sayfalardaki diğer url leri ziyaret etmek suretiyle sitenizi gezer, bu ziyaret sırasında aynı url ye ait bağlantıyı 100 kere ziyaret ederse bu sitenizde geçirilen fazla zamandan başka bir şey olmayacaktır. Google sayfalama sistemimizde işaret ettiğimiz bu işaretçilerin önemli olduğunu düşünürsek, bu ayrıntılar çok daha önemlidir. E-ticaret sitelerinde ana sayfa ve ürün sayfalarında listelenecek ürün sayısı bile önemlidir. Eğer ana sayfanızdaki ürün sayısının fazlalığı bağlantı sayınızın 100 ü aşmasına naden oluyorsa mutlaka buradaki ürün sayısını azaltmalısınız, bunun dışında ürüne ait hem başlık hem resim hem de açıklama kısmından çıkılan bağlantılar, bir üründen çıkılan bağlantı sayısını 3 e katlamaktadır. Bu nedenle her ürün için çıkılan bağlantı sayısı max 2 olmalıdır. 1. si ürün başlığı 2. si alt tagı eklediğiniz resimdir. Ürünlerin görsellerden aranmadığını düşünüyorsanız, ürün resimlerinden bağlantı çıkmayabilirsiniz.

Unknown - - - - - Yorum yok 28 Ekim 2013 Pazartesi

Sosyal Medya Optimizasyonu


Google arama kalitesini yükseltmek amacıyla sosyal medyadan bir hayli faydalanmaktadır. Sosyal medya Facebook ve Twitter dan ibaret de değildir. Ama en bilindik ve etkilileri olduğunu söyleyebiliriz. Google arama kalitesini yükseltmek adına, birçok kriteri göz önünde bulundurmaktadır. Sitenizle alakalı Sosyal medyada yer alan, beğenilerden tutun yorumlara kadar birçok etkeni göz önünde bulundurur. Sosyal medyanın alanı esasınsa çok geniştir. İnsanların sanal ortamda birbiriyle iletişimde olduğu, içerik ürettiği, paylaştığı bütün alanı kapsar.

SMO ” Sosyal Medya Optimizasyonu ” internet sitelerinin sosyal alanda optimize edilmesidir. Esasında doğal olanı, bir web sitesinin ürettiği kaliteli içeriğin başkaları tarafından sosyal medyada paylaşılmasıdır. SMO ise istemli olarak entegrasyonun sağlanmasıdır. Bunu bir başlangıç aşaması olarak da görebilirsiniz. Daha sonrası için mutlak suretle sitenizin kalitesini arttırma zorunluluğu ortaya çıkabilir. Zira sosyal meyda alanın çok geniş olması, doğallığı bozmadan sosyal medya optimizasyonu yapmayı zor kılmaktadır.


Çoklu Ortam


Bir kaynağın çoklu ortamda yaygınlaşması çok daha kolaydır. Tekil çabalar neticesinde, doğallığı bozmak suretiyle sosyal medya alanında bağlantı çeşitlendirme çabası, küçücük bir taşı uzağa fırlatmaya benzetilebilir. Şunu söylemeliyim ki, SMO ” Sosyal Medya Optimizasyonu ” ancak sizi bu sürece dahil edecek bir çabadır. Sonrasını belirleyen sitenizin kalitesidir. Sosyal medyanın sitenizin sıralamasındaki önemi yatsınamayacak kadar büyüktür. SEO ‘nun Türkiye ‘de sektör haline gelmesini hatırlayalım. SEO bir terim olarak hayatımızda vardı; fakat sektör haline gelmesi 2005 yılında Google ‘ın 2 satır yazı yazmasıyla başladı. Arama motoru optimizasyonu kişisel yapılan çalışmaların dışına çıkarak, Kocaman bir sektör haline geldi. Şunu da söylemeliyim ki, Türkiye ‘de SEO henüz bir sektör haline gelememiş durumdadır. ” SMO ” Sosyal Medya Optimizasyonu ‘nun ise günün birinde sektör haline geleceği inancındayım. SMO, SEO ile aynı kategoride bile değerlendirilmemelidir.

Facebook ‘un Google ‘a rakip olacağı konusunda haberleri muhakkak okumuşsunuzdur. Google plus ‘un başarısızlığından sonra, Google ‘ın bu stratejisini en iyi şekilde uygulamaya sokacak olan Facebook geri durmadı. Facebook yakın zamanda Facebook oto like ve paylaşımları üzerinden çalışan bir arama motoru geliştirecek, sadece Türkiye ‘de 20 milyonun üstünde kullanıcısı olan Facebook ‘un, bu girişiminin ne kadar ses getireceğini siz düşünün, Sosyal medyanın etkisini asıl o zaman göreceğiz. Üstüne basa basa vurguladığımız arama kalitesini bu servisiyle yakalayacağını düşünüyorum. Bakınız her şey açık ve net, Google ‘da hack link kullanarak en rekabetli kelimelerde ilk sıralarda bulunan siteleri görüyoruz. Bu da, Rank değeri yüksek linklerin ne kadar da önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Sizce o siteler ne kadar kaliteli? Fakat insan beğenileri ve talepleri doğrultusunda listelenen sonuçların daha somut olacağı düşüncesindeyim. Sosyal Meyda Optimizasyonunun, ilerleyen dönemlerde sektör haline geleceği apaçık ortadır. Bunu fırsata çevirmek için şimdiden yatırım yapmak akıllıca olacaktır.

Unknown - - Yorum yok

İyiki Doğdun Güzel İnsan !


İyi ki doğdun güzel insan! 
Şarkılarıyla kardeşliği, barışı, aşkı,ayrılığı öğreten 
Ahmet kaya unutmadık seni..



Ahmet KAYA Belgesel'leri : 

 
 


Ahmet KAYA'nın Eşi Anlatıyor : 


Unknown - Yorum yok 27 Ekim 2013 Pazar

Baba Parası Yiyen ..


Baba parası yiyen, altındaki arabası ile hava atan, yanında 3-5 kızla gezen, ortamı bol olan, şekil kovalayan, marka giyinen, cüzdanının, yüreğinden daha kalın olduğu, erkeklere hep aşık oldunuz. Gerçek aşk'tan hep uzak durdunuz. Tek amacınız, şekilin yanında şekil yapmaktı. Üstü açık arabalara binerek, marka elbiseler giyerek, egonuzu tavan yapmaktı, bunuda başardınız. Ay o kız, şu çocukla geziyordu, dedirtmekti amacınız.

Sabahtan akşama kadar çalışıp, ailesine yardımcı olmaya çalışan insanlar hiç umrunuzda bile olmadı. Olmadığı gibi, köşe başında mendil satan çocukla dalga geçtiniz. Aşağıladınız, hor gördünüz. Sabahın köründe, el arabası ile çöp toplayan adama iğrenerek baktınız. Tartıyımmı abi, diyerek elinde tartısı olan çocuğu üzdünüz.Ekmek parası için çalgıcılık yapana güldünüz, televizyonda şekil için gitar çalanlara öldünüz.

Ve, hatta

kısacık eteklerinizi giyip, bir taraflarınızı açarak, 2-3 dekolte vererek, herşeyi elde edeceğini sandınız. Komiksiniz, çünkü

aşağıladığınız, dalga geçtiğiniz, güldüğünüz, iğrendiğiniz ve hatta 'küçük' gördüğünüz o insanlardan

daha ufaktı, mini eteğiniz..
Unknown Yorum yok 16 Ekim 2013 Çarşamba

Belki Şimdi ;


Belki şimdi ; son bir şans ile yazdığın iyi bayramlar mesajını, herkese toplu bir şekilde atılacak mesajlar arasında sıkıştırdığın numaram ile beraber ekleyip, iyi bayramlar diye yazarsın ve altına adını soyadını yazarsın.

Ve benden teşekkür ederim mesajı beklemeye başlarsın. Bekleme, çünkü kontürüm yok. ( burada sana değecek kontürüm olmadığını kastettim)..

Ve,

geçen sene.

Geri dön, bir çocuk gibi kutlayayım bayramı..

yazmıştım, buraya..
ama artık işler değişti.

Artık, sakın gelme.
Zil çalsın, 'iyi bayramlar abi'
diyen çocuklar gelsin,
ama sen değil..

Bu arada , iyi bayramlar herkese. Allah kestiğiniz kurbanları kabul etsin.
Unknown Yorum yok

Bu Bayram Neyinizi Kurban Ettiniz ?



Bu kurban bayramında neyinizi kurban ettiniz? 
Hangi huyunuzu, olumsuz yönünüzü kurban ettiniz? 
Hoşgörüsüzlüğünüzü mü? 
Egonuzun şişkinliğini mi? 
Beklentilerinizi mi? 
Korkularınızı mı? 
Yargılamalarınızı mı? 
Hüküm vermelerinizi mi? 
Endişelerinizi mi? 
Hırslarınızı mı? 
Kıskançlığınızı mı? 
Yetersizlik duygunuzu mu? 
Paylaşmaktan kaçışınızı mı? 
Ön yargılarınızı mı? 
Kırılganlığınızı mı? 
Sevgisizliğinizi mi? 
Koşullu sevginizi mi? 
Unknown - Yorum yok

Merhaba Anne


Merhaba ANNE. 
Nasılsın?
Ben iyiyim, doğmama çok az bir süre kaldı. Ama sana söylemem gereken birşey var. Kimilerine göre bazı eksikliklerle geleceğim. "Özürlü" diyecekler bana. Ama ben kimseden "özür" dilemeyeceğim anne. Senin dışında. Senden şimdiden özür dilerim. Beklentilerinin hepsine cevap veremeyeceğim için. Komşumuz çocuklarını benimle oynatmak istemediği zaman boynunu eğeceğin için. "Bana doğru düzgün bir evlat bile veremedin", sesini duyarsan birgün. Kulağındaki her yankısı için. Mağaza mağaza dolaşıp bisiklet seçmenin tatlı heyecanı yerine, tekerlekli sandalye almanın burukluğunu sana yaşatacağım için. Çağrılmayacağımız her aile toplantısı, bayram kutlaması, piknik için. Yada çağrılacağın ama benim yüzümden gidemeyeceğin her toplaşma, her düzenlenen kadınlar günü için. ÖZÜR DİLERİM ANNE. Ama senden bir isteğim var; Benden sakın vazgeçme anne. Bacaklarım güçsüz olabilir. Kolayca tırmanamayabilirim merdivenleri. Sakın beni taşımaya kalkma anne. Tamam engelleri birlikte aşalım yine. Ama sen elimden tutma. Bana yardım etmek istiyorsan yukarı çık ve bana "gel" de. Çıkamadığım için ağlayabilirim belki de. Ama sen ağlat beni anne. Ağlasamda daha çok merdiven çıkarmalısın bana. Yoksa asla güçlenemem. Kulaklarım iyi işitmeyebilir. Konuşmaya başlamam biraz zaman alabilir belki. Ama sen sakın suskunluğa bürünme anne. Daha çok konuşmalısın benle. Daha çok şarkı söylemeli, daha çok kitap okumalısın bana. Yoksa asla konuşamam. Belki bazı takıntılarım, ısrarlarım olabilir geldiğimde.Nolur bana 'hayır' de anne. Bana acıdığın ve beni mutlu etmek için, istediğim herşeyi yapma hatasına sakın düşme. Lütfen ağlat beni anne. Şimdi beni ağlat ki, ilerde birlikte ağlamayalım. Yoksa asla ayakta duramam. Belki etrafındaki insanlardan biraz farklı bir yüzüm olabilir doğduğumda.. Çok iyi görünmeyebilirim belki. Ama sen yine güzel güzel bak bana anne. Öyle bakki, bende aynaya baktığımda karşımda güzel bir yüz görebileyim. Yoksa asla kendime gülümseyerek bakamam. Bir şeyleri hemen kavramayabilir, çabucak anlamayabilirim belki. Ama sen yine anlat bana anne. Defalarca anlat. Benden sakın VAZGEÇME. Yoksa asla .öğrenemem.
Son birşey daha; Lütfen bu satırları okurken ağlama. Çünkü ben yazarken inan hiç ağlamadım ANNE.
Unknown - Yorum yok

Sevgilisine Değer Verir Ailesine Vermez


Selam arkadaşlar bugün ki yazımda hayatımızda daha doğrusu genelikle karşılaştığım bi konuyu sizlerle yazıp paylaşmak istedim..

Biliyosunuz ki devir çok değişti eski sevgili olaylarıyla şimdi sevgili olayları bir değil. Kiminin aşkı yatakta kiminin kucakta kimin ise '' kalp'' tedir ki . Kalp'te olan aşkı kolay bulamıyoruz .
Kız sevgilisi için ölür geberir üzülür, ama '' aile'' sine geldinde aman ne olur diyip geçiyor .
Kız sevgilisi ile gezmek için can atar, ama ailesine geldinde ya utanır ya da anne'si başörtülüdür rezil olmamak için veya baba'sından utanır onla gezmez.
Anne'si onu öp'tünde tiksinir hemen yüzünü siler ama sevgilisiyle şapur şupur öpüşür.
Baba'sı öptüğünde ; baba sakılın batıyor der iğrenir ama sevgilisinin kirli sakallı olmasını ister .

Gel gelelim asıl konuya :
Arkadaşlar bildiniz gibi sevgili gelici gidicidir asıl erkeği '' evlendiniz '' zaman bulucaksınız ama anne'niz baba'nız gene kıymetli olucak sizin için ve siz '' ailenizin '' gözünde evlendiniz zaman daha da kıymetleneceksiniz çünkü ailede bi kişi eksiktir ve yoklunuz hep belli oluyodur. Yarın öbür gün olurda Anne'nizi Baba'nızı kayıp ettinizde ozaman anlarsınız değerini.

Onun için son bir kez düşünün taşının :)


Unknown - Yorum yok 15 Ekim 2013 Salı

Hayatın Kuralı Bu ..

Hayatın Kuralı Bu ,
Nekadar Uzağa Gidersen Git,
Başladığın Yere Dönersin Sonunda.
Ne Kadar Değişirsen Değiş
Nerede Mutlu Olduysan Hep Oraya Çevirirsin Kafanı.
Ne Kadar Terbiye Etsen De Susturamazsın İçindeki Canavarı.
Nereye Gidersen Git Şunu Unutma.
Herkes Gün Olur Evine Döner



                                        #TuncelKurtiz









Unknown Yorum yok

Başka Bir Yol Varmı Yani ?

Bir röportajında "Yoksa siz hâlâ komünist misiniz?" sorusuna verdiği cevap. Benim hoşuma gitti bende paylaşıyım dedim..


Başka Bir Yol Var Mı Yani ? 
Başka Bir Düşünc,
Başka Bir Hissiyat ?
Başka Bir Felsefe Var Mı ?
Dünyayı Bir Bahçe Haline Getirebilecek,
İnsanoğlunun İnsanca Yaşamasını,
Köleliğin Kalkmasını,
Irkçılığın Kalmamasını Öneren Bir Yol Var Mı ?
Bir Hayal Dünyasında Yaşıyorum Belki Ama
Ona İnanıyorum.
Bir Gün Gerçekleşeke
                       




                                                               #TuncelKurtiz





Unknown Yorum yok

Matematik Denilen Kabus ..

Selam arkadaşlar bugünki yazımda'da elimden geldi kadar sizi sıkmamaya çalışıcam :)

Matematik denilen illet bir çok öğrencinin kabusudur ki çoğu öğrenci arkadaşlar veya öğrenciyken zayıf getirmeyen yoktur ki bende zaten sizlerden biriyim :) X'siymiş Y'siymiş veya kareköküymüş bunlar bir çok öğrenciyi sıkan konulardır benide çoğu zaman sıkıyor ama biz aslında matematik'ten değil matematik dersinki hocanın sırasıyla kaldırmasından ve sınavlarından korkarız ve bende şahsen öyleyim :) Tabi bide kolay kolay kopya çekilemeyen derstir ya formülü bilcen ya da yanındaki çalışkan arkadaşından yardım alıcaksın veya kağıt değiştiriceksin ki benim öğrencilik hayatımda çoğu arkadaşlarım böle yapardı ve eminimki sizin ortamda da vardır böyleleri. 

Ve benim matematik dersim ya 1 gelir di ya da 2 gelirdi o 2 ise hep 2.dönem gelirdi bi güzel sevinirdim eve gittimde de sanki büyük bi marifetmiş gibi evdekilere matematiğim 2'derdim hep :)

Şuanda 10.sınıf inşaat bölümü olmama rağmen meslek hesaplama (sayısal dersi) dersinde hoca bi soru sordunda hep tedirgin olurum acaba hoca listedenmi kaldırcak yoksa direk benimi kaldırcak diye ve hiç sevmediğim bi durum ve bazen düşündünde oluyo tahtaya çıkıyosun ister istemez :) Şimdi diceksiniz bunun dersleride kötüdür diye ama 9.sınıfda matematiğim 4 geldi ona rağmen sevmem sevmedimde lanet dersi :)


Unknown Yorum yok 13 Ekim 2013 Pazar

Skype'den Yaşadım Sorunu Sizlerle Paylaşıyım

Selam arkadaşlar skype'de yaşadım bi sorunu sizlerle paylaşmak istedim ve büyük ihtimal bir çok kişide bu sorunu benle birlikte yaşamıştır.

Sorunumuzdan Bir Görüntü :




Skype'de böyle bir sorun alıyordum ve arıştırmalarım sonucu ve MFBYazilim yardımı ile bu sorunu çözdük



Yapmanız Gerekenler

1)Başlat>çalıştır> %programdata%\Skype\Apps
2).login olan dosya ismini login1 yapın.


Ve Skype'ye Giriş Yapa Bilirsiniz Artık. 

Unknown Yorum yok

Şimdi, şöyle bir olay var;


Şimdi, şöyle bir olay var; 

sen gittikten sonra bir boşluk içine düşüp, hiç kimseye mesaj atma gerekliliği duymadım ben. Zaten sana bile geç mesaj atıyordum arada da, saçma sapan tartışmalara giriyorduk hatırladınmı?

(hatırlamana sevindim). Zaten nasıl unutabilirsin ki? Sırf bu yüzden ayrılmıştık. Bana geç gelen mesajlar, kime hemen gidiyor demiştin bana. Bende sana, ben birisiyle sevgiliysem diğer hiç bir kızla işim olmaz demiştim. Her neyse, şimdi bunların hepsini unut.. Benim hakkımda ne hatırlıyorsan hepsini tek tek unut. Çünkü sen, hatırlanacak bütün duygularıda aldın gittin benden. Şimdi senin en iyi yapacağın şey unutmak olacak. Ellerini tutuşumu, gözlerine bakışımı, saçlarınla oynayışımı. Alnından öpüşümü bile unut hatta.

Ellerini tutarken, gözlerinde kendimi gördüğüm ve bunu sigara dumanında gerçekleştirmeye çalıştığım o geceyi bile unuttum ben. Fotoğraflarına bakarken, fotoğraflarını beğenen erkekleri belirli bir listeye alıp, acaba sende onların fotoğraflarını beğendin mi diye, tek tek bütün fotoğraflarını incelediğim o lavukları bile unuttum ben.

Bir şarkı paylaştığında, o şarkıdan zerre birşey anlamamış olsam bile sırf sen paylaştın da, içinde bana ait söyleyemediğin bir kaç cümle meydana gelmiştir diye kaç yüz kere dinlediğimi unuttum.

Senin yüzünden, demet akalın'ın saçma sapan şarkılarından kendime pay çıkardığımı, hatta çıkaramadığımı. Mobil olarak attığın yemek fotoğraflarından bir kaç tanesini yapmaya çalışıp, mutfağı talan ettiğimi, ice tea'yi sevdiğini bildiğimden çayı soğutup öyle içmeyi denediğimi, ilk buluşmada, ne giydiğini, hangi cafeye gittiğimizi, nereye oturduğumuzu, ne yediğimizi, ne konuştuğumuzu, neden tartıştığımızı, neden ayrıldığımızı hepsini unuttum, herşeyi unuttum da,

bu yazıyı yazarken arkaplanda çalan şarkıda

Müslüm Gürses'in son ses ile 'ne yaptımsa seni unutamadım' deyişini unutamıyorum.

Suç bende değil, Müslüm Gürses'te..


Unknown Yorum yok

Kim Irkçı ( Anlamlı )




Cevap için 5 Dakikanızı Ayırın okuyun
Samimi bir öğrenci kardeşimizle konuşuyoruz:

- Yahu hocam, bu Kürtler de biraz ırkçılık yapıyorlar ha! Sınıfımızda beş altı kişiler, hepsinde de kesinlikle az çok bir Kürtçülük var.

- Ya, öyle mi? Mesela ne yapıyorlar?

- Birbirlerine karşı çok tutkunlar. Bir araya gelir gelmez başlıyorlar hemen Kürtçe konuşmaya...

- Yani bu şekilde ırkçılık yapmış oluyorlar öyle mi? Peki, kendileri gibi sınıfınızda herkesin Kürtçe konuşmasını mı istiyorlar?

- Yok canım, öyle şey olur mu?

- Peki, sizin kendi aranızda Türkçe konuşmanıza tahammül edemiyorlar mı? Siz Türkçe konuştuğunuzda, bölücülük yapıyorsunuz diyerek üzerinize mi yürüyorlar?

- Yok öyle değil de…

- Veya şöyle bir şey gördünüz mü, duydunuz mu veya okudunuz mu? Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir iş yerinde, bir okulda, bir köyde oradaki Türklere Kürtçe’den başka bir dil konuşmalarını yasakladıklarını, buna uymayanları şiddetle cezalandırdıklarını?

- Hayır ama…

- Peki, her sabah kendi çocuklarıyla birlikte Türklerin çocuklarını da okullarda toplayarak zoraki “Kürdüm, doğruyum…” diye mi bağırtıyorlar?

- Yok canım, hiç olacak şey mi bu?

- Peki, sizin yaşadığınız coğrafyanın dağına taşına, tepesine yamacına, dikkat çeken her yerine “Ne mutlu Kürdüm diyene” mi yazıyorlar? Gerçi bizler böyle bir şey duymadık, görmedik, fakat olur ya hani?

- Hayır canım, hiç olacak şey mi bunlar?

- Peki, geçmişte bu ülkeyi düşmanlara karşı birlikte savunduğunuz halde, düşmanları bu ülkeden birlikte sürüp çıkardığınız halde ve sonunda birlikte kurtardırdığınız halde, şimdi sizi, yani Türkleri inkar mı ediyorlar? Türklerin hiçbir katkısı olmadı mı diyorlar? Buranın adı Edirne’den Kars’a kadar Kürdistandır mı diyorlar? Bu ülkenin, bu devletin hiçbir yerinde Türk varlığını kabul mu etmiyorlar?

- Hayır, hayır, ben öyle demek istemiyorum.

- Peki, bu ülkenin kurtuluşu esnasında canlarını ortaya koyan, cephelerde önderlik eden Türk büyüklerinin isimlerinin öne çıkmasına müsaade etmiyorlar mı, onlardan hiç söz etmiyorlar mı? “Bu ülkeyi kurtaran tek kişi falan Kürt büyüğüdür” diye zoraki dayatmada mı bulunuyor bu Kürtler?

- Elbette böyle bir şey yaptıkları yok.

- Peki, bu coğrafyanın köylerinin, kentlerinin, dağlarının, sularının ezelden beri Türkçe olan isimlerini zoraki yasaklayıp onun yerine Kürtçe isimler mi veriyor bu Kürtler? Haritadaki isimleri mi değiştirdiler, Türkçe isimleri unutturuyorlar mı size?

- Hayır.

- Peki, bir şey daha sorayım size. Cezaevinin Kürt yönetimi, Kürt müdürü ve Kürt gardiyanları, oğlunu ziyarete gelen seksen beş yaşındaki Türk kadına “Sen Kürtçe bilmiyorsun, burada Kürtçeden başka bir dil konuşamazsın, özellikle Türkçe hiç konuşamazsın!” diyerek on yıldır oğluyla görüştürülmüyormuş diye bir haber duydun mu? Bu şekilde mi bir ırkçılık yapıyor bu Kürtler?

- Şey, böyle bir olay okudum geçenlerde, fakat galiba tam zıddımı idi ne?

- Peki, Kürt askerleri tarafından köyleri yakılarak göçe zorlanan ve şu anda büyük şehirlerin varoşlarında üst üste yığılmış, istif halinde yaşayan binlerce Türk köyü ve yüz binlerce Türk var mı? Söyle dostum, yani nasıl bir ırkçılık, nasıl bir Kürtçülük yapıyor bu Kürtler?

- Tamam hocam, anladım ne demek istediğinizi. Aslında ırkçılığı yapan biz olduğumuzu söylemek istedin. Fakat ben yine de iki tarafın da ırkçılıktan vazgeçmesi gerektiğine inanıyorum. Bu kavga durdurulmalıdır.

- Tamam, kavga etmekte olan iki kişinin arasına girmeniz, kavgayı sona erdirmeniz güzel bir şey.

Fakat, “Haydi sen şu tarafa, sen de şu tarafa!” diyerek kavga edenleri bir birinden uzaklaştırarak bu işi bu şekilde hallettiğinizi sanıyorsanız, işte orada yanılıyorsunuz.

O zaman size şöyle derlerse ne diyeceksiniz?

-Arkadaş bir dakika! “Haydin ayrılın gidin” diyorsun ama, şu adamın kafası gözü yarılmış, eli yüzü kanlar içinde, dakikalardır dayak yiyip duruyor, elbisesi yırtılmış, gözlüğü kırılmış, bu arada cüzdanı kaybolmuş.!


Unknown Yorum yok

Okunması Gereken Bi Yazı


Vitrine bakan yaşlı adam kuyumcunun
dikkatini çeker ve dışarı çıkar.Adamın
kılığından köylü olduğunu anlamış ve
parası olmadığını düşünerek
uzaklaştırmak ve dalga geçmek
istemişti:

-Hayırdır Bey amca ne ne arıyorsun
burda.

-Hiç evlat bakıyordum öyle.
-Sen burdan birşey alamazsın, gücün
yetmez.

-Niye evladım, ne satıyosun burda?

Kuyumcu fırsat yakalımış gibi:
-Biz eşşek kafası satıyoruz der ve
kahkaha atar.

Yaşlı amca kendisini küçümseyen bu
adam karşısında hiç bozulmadan cevap
verir:

-Öylemi yavrum, masallah işler iyi
görünüyor.

Kuyumcu tekrar gülerek ve alaylı bir
şekilde sorar:

-Nerden anladın ?
Yaşlı adam onun kafasını işaret ederek
cevap verir:

-Baksana yavrum koca dükkanda bir tane kalmış!!!
Unknown Yorum yok

Şu Sevgilileri İçin Ağlıyanları Anlamıyorum ..

Şu sevgilileri için üzülünleri hiç anlamıyorum ? Yoksa sevgilim için üzülmediğimdenmidir anlamam ? Bence ailem varken sevgililerim için üzülmediğimdendir onları anlamam . Sahi şu devirde sevgililerine üzüldükleri kadar ailelerine üzülen varmıdır ? Peki ya anası babası için ? Babasının akşama adar ter döküp onu başkalarına muhtaç etmesin diye hiç üzülen varmıdır sahi ? Peki zevki için kız bozan kızlığını bozanlara ne demeli ? Sahi onların kide bi zevk ya bizim zevklerle aynı olmıyan. demiştim ya HAYAT İŞTE ..
Unknown Yorum yok

Gitmeye Çalışan Birine Koşmayı Öğrettin

Gitmeye çalışan birine, koşmayı öğretin . Çünkü siz bağlanmadan biran önce gitmesi için lakin siz bağlandıktan sonra giderseniz sol tarafınızda bi sızı oluşucak işte o sızı küçükken hep keşke büyüsem dediniz zamanlara götürücek keşke keşke büyümeseydim hep çocuk kalaydım diceksiniz yanına şunları ekliceksiniz ; hayat benle oyunlar oynucana keşke küçük kalsaydımda ben oyuncaklarımla oynasaydım diceksiniz .. Ama nerden bile bilirdikki herkezin küçüken bizi sevdikleri gibi seveğeni nerden bile bilirdikki kimsenin bizi tek başına bırakıp gitmeyeceğini sahi hala varmıdır gerçek seven sevip gitmicek birileri ? Varsada zaten bize sıra geldiğinde stoklarda bitmiş olucaktır ..
Barış ERTAŞ ..
Unknown Yorum yok

Duygulu Bir Şiir

Duygusal Bir Şiir ^^
Unknown Yorum yok

Kimim Ben ?


Selam arkadaşlar ilk yazımızı benim hakkımda bilgi vererek başlamayı düşündüm. Kısacası ben kimim ;

Ben Barış Ertaş Siirt'te 24.10.1998 Doğum'luyum ve şuanda 10.sınıf inşaat bölümündeyim. Ve 6 yaşına kadar Siirt'te kaldıktan sonra geri kalan hayatımı İstanbul/Ümraniye'de geçirdim ve şuanda da İstanbulda'yım. Sizlere kendi hakkımda veya araştırmam sonucu bulduğum elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışağım.

İletişim : Barisertas1786@hotmail.com
Skype : BarisErtas1 


Unknown Yorum yok
T-Blog v1
Tasarım: Talha Akkaya
Blogger: Özgür Görgülü