Anlamlı Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anlamlı Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bu Bayram Neyinizi Kurban Ettiniz ?



Bu kurban bayramında neyinizi kurban ettiniz? 
Hangi huyunuzu, olumsuz yönünüzü kurban ettiniz? 
Hoşgörüsüzlüğünüzü mü? 
Egonuzun şişkinliğini mi? 
Beklentilerinizi mi? 
Korkularınızı mı? 
Yargılamalarınızı mı? 
Hüküm vermelerinizi mi? 
Endişelerinizi mi? 
Hırslarınızı mı? 
Kıskançlığınızı mı? 
Yetersizlik duygunuzu mu? 
Paylaşmaktan kaçışınızı mı? 
Ön yargılarınızı mı? 
Kırılganlığınızı mı? 
Sevgisizliğinizi mi? 
Koşullu sevginizi mi? 
Unknown - Yorum yok 16 Ekim 2013 Çarşamba

Merhaba Anne


Merhaba ANNE. 
Nasılsın?
Ben iyiyim, doğmama çok az bir süre kaldı. Ama sana söylemem gereken birşey var. Kimilerine göre bazı eksikliklerle geleceğim. "Özürlü" diyecekler bana. Ama ben kimseden "özür" dilemeyeceğim anne. Senin dışında. Senden şimdiden özür dilerim. Beklentilerinin hepsine cevap veremeyeceğim için. Komşumuz çocuklarını benimle oynatmak istemediği zaman boynunu eğeceğin için. "Bana doğru düzgün bir evlat bile veremedin", sesini duyarsan birgün. Kulağındaki her yankısı için. Mağaza mağaza dolaşıp bisiklet seçmenin tatlı heyecanı yerine, tekerlekli sandalye almanın burukluğunu sana yaşatacağım için. Çağrılmayacağımız her aile toplantısı, bayram kutlaması, piknik için. Yada çağrılacağın ama benim yüzümden gidemeyeceğin her toplaşma, her düzenlenen kadınlar günü için. ÖZÜR DİLERİM ANNE. Ama senden bir isteğim var; Benden sakın vazgeçme anne. Bacaklarım güçsüz olabilir. Kolayca tırmanamayabilirim merdivenleri. Sakın beni taşımaya kalkma anne. Tamam engelleri birlikte aşalım yine. Ama sen elimden tutma. Bana yardım etmek istiyorsan yukarı çık ve bana "gel" de. Çıkamadığım için ağlayabilirim belki de. Ama sen ağlat beni anne. Ağlasamda daha çok merdiven çıkarmalısın bana. Yoksa asla güçlenemem. Kulaklarım iyi işitmeyebilir. Konuşmaya başlamam biraz zaman alabilir belki. Ama sen sakın suskunluğa bürünme anne. Daha çok konuşmalısın benle. Daha çok şarkı söylemeli, daha çok kitap okumalısın bana. Yoksa asla konuşamam. Belki bazı takıntılarım, ısrarlarım olabilir geldiğimde.Nolur bana 'hayır' de anne. Bana acıdığın ve beni mutlu etmek için, istediğim herşeyi yapma hatasına sakın düşme. Lütfen ağlat beni anne. Şimdi beni ağlat ki, ilerde birlikte ağlamayalım. Yoksa asla ayakta duramam. Belki etrafındaki insanlardan biraz farklı bir yüzüm olabilir doğduğumda.. Çok iyi görünmeyebilirim belki. Ama sen yine güzel güzel bak bana anne. Öyle bakki, bende aynaya baktığımda karşımda güzel bir yüz görebileyim. Yoksa asla kendime gülümseyerek bakamam. Bir şeyleri hemen kavramayabilir, çabucak anlamayabilirim belki. Ama sen yine anlat bana anne. Defalarca anlat. Benden sakın VAZGEÇME. Yoksa asla .öğrenemem.
Son birşey daha; Lütfen bu satırları okurken ağlama. Çünkü ben yazarken inan hiç ağlamadım ANNE.
Unknown - Yorum yok

Kim Irkçı ( Anlamlı )




Cevap için 5 Dakikanızı Ayırın okuyun
Samimi bir öğrenci kardeşimizle konuşuyoruz:

- Yahu hocam, bu Kürtler de biraz ırkçılık yapıyorlar ha! Sınıfımızda beş altı kişiler, hepsinde de kesinlikle az çok bir Kürtçülük var.

- Ya, öyle mi? Mesela ne yapıyorlar?

- Birbirlerine karşı çok tutkunlar. Bir araya gelir gelmez başlıyorlar hemen Kürtçe konuşmaya...

- Yani bu şekilde ırkçılık yapmış oluyorlar öyle mi? Peki, kendileri gibi sınıfınızda herkesin Kürtçe konuşmasını mı istiyorlar?

- Yok canım, öyle şey olur mu?

- Peki, sizin kendi aranızda Türkçe konuşmanıza tahammül edemiyorlar mı? Siz Türkçe konuştuğunuzda, bölücülük yapıyorsunuz diyerek üzerinize mi yürüyorlar?

- Yok öyle değil de…

- Veya şöyle bir şey gördünüz mü, duydunuz mu veya okudunuz mu? Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir iş yerinde, bir okulda, bir köyde oradaki Türklere Kürtçe’den başka bir dil konuşmalarını yasakladıklarını, buna uymayanları şiddetle cezalandırdıklarını?

- Hayır ama…

- Peki, her sabah kendi çocuklarıyla birlikte Türklerin çocuklarını da okullarda toplayarak zoraki “Kürdüm, doğruyum…” diye mi bağırtıyorlar?

- Yok canım, hiç olacak şey mi bu?

- Peki, sizin yaşadığınız coğrafyanın dağına taşına, tepesine yamacına, dikkat çeken her yerine “Ne mutlu Kürdüm diyene” mi yazıyorlar? Gerçi bizler böyle bir şey duymadık, görmedik, fakat olur ya hani?

- Hayır canım, hiç olacak şey mi bunlar?

- Peki, geçmişte bu ülkeyi düşmanlara karşı birlikte savunduğunuz halde, düşmanları bu ülkeden birlikte sürüp çıkardığınız halde ve sonunda birlikte kurtardırdığınız halde, şimdi sizi, yani Türkleri inkar mı ediyorlar? Türklerin hiçbir katkısı olmadı mı diyorlar? Buranın adı Edirne’den Kars’a kadar Kürdistandır mı diyorlar? Bu ülkenin, bu devletin hiçbir yerinde Türk varlığını kabul mu etmiyorlar?

- Hayır, hayır, ben öyle demek istemiyorum.

- Peki, bu ülkenin kurtuluşu esnasında canlarını ortaya koyan, cephelerde önderlik eden Türk büyüklerinin isimlerinin öne çıkmasına müsaade etmiyorlar mı, onlardan hiç söz etmiyorlar mı? “Bu ülkeyi kurtaran tek kişi falan Kürt büyüğüdür” diye zoraki dayatmada mı bulunuyor bu Kürtler?

- Elbette böyle bir şey yaptıkları yok.

- Peki, bu coğrafyanın köylerinin, kentlerinin, dağlarının, sularının ezelden beri Türkçe olan isimlerini zoraki yasaklayıp onun yerine Kürtçe isimler mi veriyor bu Kürtler? Haritadaki isimleri mi değiştirdiler, Türkçe isimleri unutturuyorlar mı size?

- Hayır.

- Peki, bir şey daha sorayım size. Cezaevinin Kürt yönetimi, Kürt müdürü ve Kürt gardiyanları, oğlunu ziyarete gelen seksen beş yaşındaki Türk kadına “Sen Kürtçe bilmiyorsun, burada Kürtçeden başka bir dil konuşamazsın, özellikle Türkçe hiç konuşamazsın!” diyerek on yıldır oğluyla görüştürülmüyormuş diye bir haber duydun mu? Bu şekilde mi bir ırkçılık yapıyor bu Kürtler?

- Şey, böyle bir olay okudum geçenlerde, fakat galiba tam zıddımı idi ne?

- Peki, Kürt askerleri tarafından köyleri yakılarak göçe zorlanan ve şu anda büyük şehirlerin varoşlarında üst üste yığılmış, istif halinde yaşayan binlerce Türk köyü ve yüz binlerce Türk var mı? Söyle dostum, yani nasıl bir ırkçılık, nasıl bir Kürtçülük yapıyor bu Kürtler?

- Tamam hocam, anladım ne demek istediğinizi. Aslında ırkçılığı yapan biz olduğumuzu söylemek istedin. Fakat ben yine de iki tarafın da ırkçılıktan vazgeçmesi gerektiğine inanıyorum. Bu kavga durdurulmalıdır.

- Tamam, kavga etmekte olan iki kişinin arasına girmeniz, kavgayı sona erdirmeniz güzel bir şey.

Fakat, “Haydi sen şu tarafa, sen de şu tarafa!” diyerek kavga edenleri bir birinden uzaklaştırarak bu işi bu şekilde hallettiğinizi sanıyorsanız, işte orada yanılıyorsunuz.

O zaman size şöyle derlerse ne diyeceksiniz?

-Arkadaş bir dakika! “Haydin ayrılın gidin” diyorsun ama, şu adamın kafası gözü yarılmış, eli yüzü kanlar içinde, dakikalardır dayak yiyip duruyor, elbisesi yırtılmış, gözlüğü kırılmış, bu arada cüzdanı kaybolmuş.!


Unknown Yorum yok 13 Ekim 2013 Pazar

Okunması Gereken Bi Yazı


Vitrine bakan yaşlı adam kuyumcunun
dikkatini çeker ve dışarı çıkar.Adamın
kılığından köylü olduğunu anlamış ve
parası olmadığını düşünerek
uzaklaştırmak ve dalga geçmek
istemişti:

-Hayırdır Bey amca ne ne arıyorsun
burda.

-Hiç evlat bakıyordum öyle.
-Sen burdan birşey alamazsın, gücün
yetmez.

-Niye evladım, ne satıyosun burda?

Kuyumcu fırsat yakalımış gibi:
-Biz eşşek kafası satıyoruz der ve
kahkaha atar.

Yaşlı amca kendisini küçümseyen bu
adam karşısında hiç bozulmadan cevap
verir:

-Öylemi yavrum, masallah işler iyi
görünüyor.

Kuyumcu tekrar gülerek ve alaylı bir
şekilde sorar:

-Nerden anladın ?
Yaşlı adam onun kafasını işaret ederek
cevap verir:

-Baksana yavrum koca dükkanda bir tane kalmış!!!
Unknown Yorum yok
T-Blog v1
Tasarım: Talha Akkaya
Blogger: Özgür Görgülü